Renk Modu

İnsan kendini görünce korkar mı? Ben korktum.

Aynadaki Yabancı: Kendi Karanlığımızla Yüzleşme Korkusu

Bu soru, çoğu zaman sabah aynada gördüğümüz yorgun yüzümüzü ya da beklemediğimiz bir yansımamızı çağrıştırır. Ancak benim burada bahsettiğim korku, çok daha derinlerde, ruhumuzun kuytu köşelerinde gizlenen bambaşka bir yansımayla ilgili. Gündelik hayatın akışı içinde, hiç beklemediğimiz bir anda, başka bir insanın bedeninde beliren ve bizi derinden sarsan, “Bu kişi de kim?” dedirten o tuhaf, rahatsız edici yansımadan bahsediyorum.

Hepimizin içinde, kabul ettiğimiz ya da şiddetle reddettiğimiz, varlığını bildiğimiz ya da hiç farkında olmadığımız birçok yön vardır. Bunlara ister “arketip” diyelim, ister “gölge benlik” (Carl Jung’un tabiriyle), ister basitçe “karanlık yanımız”. Mesele şu ki, bu yönlerimiz yok sayılmakla, bastırılmakla yok olmuyor. Aksine, dış dünyada bir ayna bularak karşımıza dikiliyor.

Diyelim ki hayatınıza biri girdi. Bu kişinin tavırları, bencilliği, egosu, düşüncesizliği sizi deli ediyor. Onun bu halini düzeltmek, onu değiştirmek ya da ondan tamamen kurtulmak için amansız bir savaşa giriyorsunuz. Onunla didişiyor, kavga ediyor, belki de onu alt etmeye çalışıyorsunuz. Peki ya o kişi, aslında bir aynaysa? Ya o gördüğünüz ve sizi bu kadar rahatsız eden egoist, bencil karakter, aslında sizin kendi içinizde bastırdığınız, varlığını inkar ettiğiniz o karanlık yanınızın bir yansımasıysa? İşte asıl mesele burada başlıyor.

Kendi yansımanızla savaşmak, hiçbir zaman size zafer getirmez. Bir aynanın içindeki görüntüye yumruk atarsanız, sadece kendi elinizi kanatırsınız. Çözüm, o görüntüyü yok etmeye çalışmak değil; o yansımanın kaynağını, yani içinizdeki o yönü tanımak, onu kabul etmek ve onunla barışmaktır. Evet, içinizde bencil, egoist, hatta acımasız olabilecek bir potansiyel var. Bunu inkar etmek yerine, “Evet, bu yönüm de var. Bu potansiyele sahibim.” diyebilmek, inanılmaz bir güç kazandırır.

Bu kabulleniş, sizi o duyguların esiri olmaktan kurtarır. O yanınızın meydana çıkmasından korkmamayı, hatta onu yönetebileceğinizi bilmeyi sağlar. Gerekirse, bu karanlık potansiyeli bir silah gibi kuşanıp, hayatın bazı acımasız savaşlarında kullanabilirsiniz. Onu yok etmeye çalışmak yerine evcilleştirdiğinizde, o artık sizi rahatsız eden, korkutan bir canavar olmaktan çıkar; sizin kontrolünüzde olan bir güce dönüşür.

Bu içsel barış sağlandığında, dışarıdaki aynalar da anlamını yitirir. Sizi rahatsız eden o insanlar ya hayatınızdan çekilir ya da onlarda sizi rahatsız eden o özellikleri artık görmemeye başlarsınız. Çünkü artık içinizde, o görüntünün yansıyacağı bir korku ve inkar perdesi kalmamıştır. Siz kendi gerçeğinizle yüzleştikçe, dış dünyanın acımasız yansımaları da sizi etkileme gücünü kaybeder.

Ben de yakın zamanda böyle bir aynaya baktım. Kendi içimde, bugüne kadar varlığını kimseye göstermediğim, ortaya çıkmasına asla izin vermediğim bir arketibimi gördüm. Bu potansiyelin ne kadar yıkıcı, ne kadar acımasız olabileceğini düşünmek bile korkunçtu. Yıllardır o kadar derine gömdüğüm bir parçamın, bir başkasının davranışlarında bu kadar net bir şekilde belirdiğini görmek beni dehşete düşürdü. Evet, kendimi gördüm ve kendimden korktum.

Belki de asıl yolculuk, bu korkuyu kabul edip, o karanlık yanımızla yüzleşmek ve onunla dans etmeyi öğrenmektir. Bu, sancılı ama bir o kadar da özgürleştirici bir süreçtir. Kendi karanlığımızı kucaklayabildiğimizde, belki de ilk kez bütün bir insan olabiliriz.

Kalın sağlıcakla.

Aynamsın Aynanım

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Bin yüzlü (Arketip)li dedi ki:

    Yazınızı hayranlıkla okudum; gerçekten çok isabetli ve yol gösterici tespitlerdi. Ben de üç yıldır Carl Jung’un öğretisiyle ilgileniyor, bilinç, bilinçaltı ve arketip gibi konulara hakim olmaya çalışıyorum. Ne var ki kendi arketiplerimle bir türlü uyumlanamıyordum. Tam “nasıl yapacağım?” diye düşünürken yazınıza denk geldim ve çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Daha önce arketiplerimi sizin yaptığınız gibi bulmaya çalışıyordum; bu noktada yazınızdaki tespit gerçekten çok yerindeydi. Emeğiniz için çok teşekkür ederim. Lütfen daha çok yazın, bu alanda gerçekten büyük bir ihtiyaç var.

    1. Kamil Gündüz dedi ki:

      Yazımı okuduğunuz ve beğendiğiniz için çok teşekkür ederim.

      Bilmek ayrı, uygulayabilmek ise bambaşka bir şey. Çoğumuz arketipimizi arayıp buluyor, kabulleniyor ve onunla uyumlanmaya çalışıyoruz. Ancak bazı arketiplerimiz hiç aktif olmamış, hiç gün yüzüne çıkmamış olabiliyor. Bu durumda onları arayıp bulmamız mümkün değil. Peki, bulamadık diye uyumlanmaktan vazgeçip aynayla kavga etmeye devam mı edeceğiz? Elbette hayır. Aktif olmamış, gün yüzüne çıkmamış potansiyel arketiplerimizle de uyumlanmayı öğrenmeliyiz.

Tüm hakları saklıdır © www.kamilgunduz.com.tr