Renk Modu

Bir Babadan Oğluna

‎Hayat bazen yabani bir yılka atına benzer.
‎Güçlüdür, inatçıdır ve özgürlüğüne düşkündür. Kimseyi kolay kolay sırtına almaz. Üzerine bindiğinde seni hemen kabul etmez; çünkü bilir ki biri sırtına oturduğu anda kontrol artık tek başına onda olmayacaktır.
‎
‎Ama gerçek şu ki…
‎Herkes o ata binecek.
‎Kaçışı yok bunun.
‎
‎Mesele binmek değil.
‎Mesele, düşmemek.
‎
‎Hayat seni üstünden atmak için elinden geleni yapar.
‎Sarsar, yorar, korkutur.
‎“Bırak” der.
‎“Pes et” der.
‎“Kontrolü bana ver” der.
‎
‎İşte tam o anlarda, eğerine sağlam oturman gerekir.
‎Yularına öyle bir sarılmalısın ki, seni atamayacağını anlasın.
‎
‎Yılka atı pes etmez sanılır.
‎Ama eder.
‎
‎Bir bakar ki kurtulamıyor senden, vazgeçer seni atmaktan.
‎Fakat şunu da unutmamak gerekir:
‎O at yine bildiğini okumak ister.
‎Kendi yoluna gitmek ister.
‎
‎İşte asıl sınav burada başlar.
‎
‎Hayatın seni sürmesine izin mi vereceksin?
‎Yoksa ona patronun kim olduğunu mu göstereceksin?
‎
‎Kontrolü hayatın ellerine bıraktığında, seni nereye götüreceğini asla bilemezsin.
‎Ama direksiyonu eline alırsan;
‎Kendi yolunu seçersin,
‎Kendi hızını belirlersin.
‎
‎Hata yapacaksan bile, kendi hatan olur.
‎Düşeceksen bile, kendi seçtiğin yolda düşersin.
‎
‎Bir baba olarak anlatmak istediğim tek şey bu:
‎
‎Hayat sana hükmetmesin.
‎Sen hayata hükmet.
‎
‎Bu hayat senin.
‎İster yılka atına itaat et,
‎ister dizginleri eline al.
‎
‎Seçim her zaman senin olacak.
‎
‎Peki ya baba olmak?
‎
‎Bir ebeveyn için asıl zor olan, ne zaman tutacağını, ne zaman bırakacağını bilmektir.
‎Bazen çocuğunu zorladığını hissedersin.
‎Bazen “Acaba fazla mı karışıyorum?” diye düşünürsün.
‎
‎Çevrenden “Bırak, rahat olsun” sesleri gelir.
‎Hatta bazen sen de aynı şeyi istersin:
‎Karışmamak…
‎Yormamak…
‎
‎Ama şunu da bilirsin:
‎Eğer sen bugün tamamen geri çekilirsen, yarın hayat onun üzerine çok daha sert gelir.
‎
‎İşte bu ikilem insanı yorar.
‎Stres buradan doğar.
‎
‎Ve bazen bir karar alırsın:
‎Geri çekilirsin.
‎Alan tanırsın.
‎Sadece gerçekten müdahale etmen gereken yerde konuşursun.
‎
‎Çünkü hayat onun hayatıdır.
‎
‎Son söz
‎
‎Bu yazı bir öğüt değil, bir hüküm hiç değil.
‎Bu, çocuğunu hayata karşı hazırlamak isteyen bir babanın iç sesi.
‎
‎Kimse çocuğunu kırmak istemez.
‎Ama kimse de onun hayat tarafından kırılmasını istemez.
‎
‎Yol kolay değil.
‎Ders hafif değil.
‎
‎Ama dizginler, er ya da geç, sahibini bulur.
‎
‎Ve umarım…
‎O dizginler, doğru zamanda, doğru ellerde olur.
‎

Babanın beklentisi – Hayalî

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Tüm hakları saklıdır © www.kamilgunduz.com.tr