Hayalle Başlar, Emekle Büyür
Hayat, hepimiz için belirsizliklerle dolu bir yolculuk. “Olur mu, olmaz mı?”, “Tutar mı, tutmaz mı?” gibi sorular zihnimizi kemirir durur. Ama ben artık bu soruları dert etmiyorum. Çünkü öğrendim ki asıl mesele sonucu değil, emeği dert etmektir. Asıl mesele, yola çıkıp çıkmadığına bakmaktır.
Ben artık ekini ekiyorum. Vermezse tarla utansın.
Ben ağacı dikiyorum. Meyve vermezse ağaç utansın.
Ben dükkanımı açıyorum. İş olmazsa kader utansın.
Ama ister utansın, ister utanmasın… Ben, ben elimden gelenin en fazlasını yapıyorum.
Hayaller kolay kurulur ama onların peşinden koşmak, her sabah yeniden inanmak, gece geç saatlere kadar çalışmak emek ister. İşte ben o emeği veriyorum. Belki hemen olmayacak, belki beklediğimden uzun sürecek ama biliyorum ki sabreden kazanır. Ve ben sadece sabretmiyorum; planlıyorum, çalışıyorum, öğreniyorum, inat ediyorum.
Benim bir hayalim var: Türkiye’nin en büyük oto kozmetik firması olmak.
Bir hayal ile başlıyor belki ama içimdeki inanç koca bir fabrikaya dönüşecek.
Her müşterimle büyüyeceğim, her sorunla güçleneceğim.
Bir gün dönüp geriye baktığımda, “İyi ki vazgeçmemişim” diyeceğim.
Kader ister utansın, ister utanmasın.
Ben alnımın terini veriyorum, emeğimi koyuyorum ortaya.
Ve biliyorum:
Ektiğim ekin mahsul verecek.
Diktiğim ağaç meyve verecek.
Kurduğum iş yeri büyük bir şirkete dönüşecek.
Çünkü ben inanıyorum. Çünkü ben çalışıyorum.
Bugün değilse yarın. Ama mutlaka olacak.
Ve o gün geldiğinde, ne ben utanacağım ne de kader…
Emek deyince; Gece fabrikada bekçilik yapıyor, sabah sert bir kahveyle kendime gelip kendi dükkanımın kapısını açıyorum. Düşünüyorum da; kader, bunca emeğin karşılığını vermeyecek kadar yüzsüz ve utanmaz olamaz.
Hayalle başladı, Emekle büyüyecek.













Kendi işini kurmak diye google araması yaptım yazın karşıma çıktı. Yazın beni çok etkiledi benimde kötü giden bir işletmem var artık daha çok çalışacağım daha çok emek vereceğim olmazsa Kader utansın diyeceğim bende çok çok çalışacağım dediğin gibi Kader o kadar utanmaz yüzsüz değildir. Ama şunu itiraf edeyim sendeki azimin inancın onda biri bende yok olsaydı kim bilir neler yapardım. Ama artık var. Hayata acayip bakıyorsunuz.
Sevgili Umut,
Yazımı okuyup yorumladığın için öncelikle teşekkür ederim.
Hayat, ne yalnızca yukarıya doğru çıkar ne de sadece aşağıya doğru iner. Bir yay sarmalı gibi, zaman zaman inişli çıkışlı bir yolculuktur. Şunu bilmeni isterim ki: Hayat, sürekli aşağıya doğru gitmez.
İnan, güven, çalış ve emek ver. Bu döngü çok geçmeden yeniden yukarıya doğru evrilecek.
Sakın umutsuzluğa kapılma. Karamsarlık seni ele geçirmesin. Unutma, sen adın gibi Umut’sun; çevrene umut saç, ışık ol.
Sevgili Umut,
Şunu da eklemek isterim: Hayat eğer her zaman stabil, her şey tam da istediğimiz gibi, kolayca olsaydı, belki de bu kadar güzel olmazdı. Yaşadığımız inişler çıkışlar, zorluklar ve sürprizler, hayatı daha renkli, daha anlamlı ve daha değerli kılıyor.
Şunu birkere daha öğrendim ki herkesin derdi farklı ve kimse resimlerde görüldüğü gibi mutlu değil insan o ki kendi derdini unutup başkasına derman olmaya çalışır. Abi umarım hayallerin gerçek olur. Yazını yorumları okuyunca senin hak ettiğini anladım.
Teşekkür ederim.