Anadolu’da Bir Köy Hayali ve Bitmeyen Koltuk Sevdası
Şehirlerden, kalabalıklardan, gürültüden yoruldum. Kırk yedi yaşındayım. Eşimle yaşıt sayılırız ve son yıllarda birlikte kurduğumuz tek bir hayalimiz, tek bir planımız var: Üç yıl içinde Anadolu’nun sakin bir köyünde bize yetecek kadar bir arazi almak, küçük bir ev yapmak ve doğanın içinde huzurlu bir hayat yaşamak.
Bizim mottomuz çok basit:
“Az insan, çok huzur.”
Sabah kuş sesleriyle uyanmak, toprağa basmak, akşam yıldızları izlemek… İnsan yaş aldıkça büyük hırslar değil, daha sade mutluluklar istiyor. Çünkü bir noktadan sonra anlıyorsun ki insanın gerçekten ihtiyacı olan şey makam, gösteriş ya da kalabalık değil; huzur.
Ama sonra dönüp ülkeye bakıyorum.
Yetmişini geçmiş insanlar hâlâ koltuk kavgasında. Yetmiyor, daha fazlasını istiyorlar. Güçten, makamdan, mevkiden vazgeçemiyorlar. Sanki hayatın tek anlamı biraz daha iktidarda kalmakmış gibi davranıyorlar.
Adamlar 72 yaşında… 77 yaşında… 78 yaşında…
İnsan ister istemez düşünüyor:
“Ben mi erken vazgeçtim? Ben mi yanlış düşünüyorum?”
Ama sonra yeniden kendi hayalimize dönüyorum ve içim rahatlıyor. Çünkü aslında vazgeçen ben değilim. Ben sadece neyin gerçekten değerli olduğunu anlamaya çalışan biriyim.
Bazı insanlar yaş aldıkça dinginleşir. Bazılarıysa yaş aldıkça hayata ve güce daha sıkı tutunur.
Belki de mesele burada başlıyor. İnsan bir yerden sonra “yeter” diyebilmeli. Kendine ve hırslarına dur diyebilmeli. Yeni insanlara, fikirlere ve nesillere yer açmalı.
Çünkü hayat, sürekli aynı insanların sahnede kaldığı bir oyun değil.
Biz eşimle küçücük bir köy evi hayal ederken bile içimiz huzurla doluyor. Çünkü biliyoruz ki gerçek zenginlik; biraz sessizlik, biraz gökyüzü ve sevdiğin insanla içtiğin bir bardak çaydan ibaret olabiliyor.
Belki bir gün gerçekten gideriz o köye. Belki küçük bir bahçemiz olur. Domates yetiştiririz. Hiçbir şeye yetişmeye çalışmadan yaşarız.
Ve sanırım en güzeli de şu olur:
Kimsenin koltuğunda gözümüz olmadan, sadece huzurlu bir hayat sürmek.
Son sözüm şudur:
Beyler, yeter artık. Biraz dinlenin. Biraz geri çekilin. Biraz da bu memleket nefes alsın.












