Bir Baba İçin En Zor Gün: Kızını Gelin Etmek
Dün akşam kınası yakıldı, bugün düğünü yapıldı… Günlerdir süren hazırlıkların, tatlı telaşların, koşuşturmaların ardından her şey bir anda olup bitti sanki.
Kızımın düğünü diye demiyorum; gerçekten güzel, kalabalık ve içimizi ısıtan bir düğün oldu. Ama işin gerçeği şu ki, düğün sahibi olunca insan o anların tadını tam çıkaramıyor. Sürekli bir telaş, bir koşturma… Yine de dönüp baktığımda içimden sadece “çok şükür” demek geliyor.
Bir baba için kızını gelin etmek tarif edilmesi zor bir duygu. İnsanın içinde aynı anda birden fazla his büyüyor. Seviniyorsun… Çünkü evladın mutlu, kendi yuvasını kuruyor. Gurur duyuyorsun… Çünkü onu büyütmüş, bugünlere getirmişsin. Ama bir yandan da içinin derin bir yerinde tarifsiz bir hüzün oturuyor.
Belki de en zor olan, alışkanlıkların bir anda değişecek olması. Yarın sabah uyanacağım ve kızım evde olmayacak. Ev aynı ev, her şey yerli yerinde olacak ama bir şey eksik olacak. Şakalaşamayacağız, takılamayacağız. Gün içinde bir iki kez sarılıp öpmek artık eskisi kadar kolay olmayacak.
O mutfakta otururken “Kadriye, çay verrr” diye seslenemeyeceğim belki de… Küçük gibi görünen ama insanın kalbine dokunan ne çok anlarımız varmış meğer.
Aslında mesafe olarak bakınca çok uzak değil. Arabaya binsen trafik durumuna göre 20–40 dakika… Ama mesele mesafe değil ki. Mesele, o evin içindeki varlığı. Bir odanın ışığı, bir kahkahanın sesi, bir ayak sesinin verdiği huzur…
Bu duygular belki de nesilden nesile aktarılan, içimize işlenmiş hisler. Her baba aynı duygudan geçiyor, her anne aynı boşluğu hissediyor. Demek ki bu biraz da sevmenin bedeli.
Ama tüm bu hüznün ortasında bir gerçek var ki, her şeyin önüne geçiyor: Evladının mutluluğu. Yeter ki mutlu olsun… Yeter ki sağlıklı, huzurlu bir yuvası olsun. İşte o zaman insan içindeki bütün eksikliği kabullenebiliyor.
Bugün bir babanın kalbinde hem bayram hem sonbahar var. Ama biliyorum ki hayat böyle… Çocuklar büyür, kendi yollarına gider ve biz uzaktan izlemeye devam ederiz.
Hayat kızımın ve oğlumun yolunu açık etsin. Onlara sağlıklı, mutlu, huzurlu; bolluk, bereket ve güzelliklerle dolu upuzun bir ömür nasip etsin.
Ve bizlere de, onların mutluluğuyla yetinmeyi öğretsin…












