Felsefe Yapmak İçin Boş Zaman ve Özgür Zihin Gerekir
Son günlerde sosyal medyada Dücane Cündioğlu Hoca’nın “Tarhana çorbası içenlerin, dürüm yiyenlerin felsefe ile işi olmaz” sözü tartışma yarattı. Bir kesim bu söze öfkeyle tepki gösterirken, diğerleri ise Hoca’nın aslında ne demek istediğini anlamaya çalıştı. Peki, bu cümle gerçekten de yüzeyde okunduğu gibi bir “yemek ayrımcılığı” mıydı, yoksa derinlerde çok daha felsefi bir hakikate mi işaret ediyordu?
Felsefe Yapmak İçin Boş Zaman ve Özgür Zihin Gerekir
Dücane Hoca’nın sözünü anlamak için Antik Yunan’a gitmek yeterli. Felsefe, “boş zaman” anlamına gelen *skhole* kelimesinden türemiştir. Yani felsefe yapabilmek için kişinin temel geçim kaygılarından azade olması, düşünecek “değerli boş zamana” sahip olması gerekir. Günümüzde ise çoğu insan, kirasını ödemek, çocuğunu okutmak veya ay sonunu getirmek için günde 10-12 saat çalışmak zorunda. Böyle bir hayat temposunda felsefe yapmak, derin düşüncelere dalmak neredeyse imkansızdır.
Maddi Kaygılar, Düşünsel Özgürlüğün Önündeki Engel
Bir insan açsa, ev kirasını düşünüyorsa veya işten çıkarılma korkusu yaşıyorsa, onun zihni “Platon’un idealar dünyası”na değil, “yarın ne yiyeceğim” sorusuna odaklanır. Dücane Hoca’nın sözünü bu bağlamda okuduğumuzda, aslında şunu söylediğini görüyoruz:
Felsefe yapabilmek için önce temel ihtiyaçlarını karşılamış olmalısın. Yoksa senin düşüncelerin de miden kadar olur.
Bu, bir elitizm meselesi değil, tarih boyunca bilinen bir gerçekliktir. Marx bile “Maddi koşullar, bilinci belirler” derken benzer bir şeyi vurgulamıştır.
Tepkiler, Hocanın Tezini Doğruluyor
İronik olan şu ki, bu söze öfkelenenler, aslında Hoca’nın tam da neyi kastettiğini ispatladılar. Çünkü felsefe, bir sözün yüzeyine bakıp hemen tepki vermek değil, “Acaba burada ne anlatılmak isteniyor?” diye derinlemesine düşünmektir. Dücane Hoca, adeta bir deney yapmış ve insanların ne kadarının refleksle hareket ettiğini, ne kadarının ise üzerine düşündüğünü görmüş oldu.
Sonuç: Felsefe, Aç Karnına Yapılmaz
Felsefe, sadece “okumuşların” değil, herkesin hakkıdır. Ancak felsefe yapabilmenin bir ön koşulu vardır: Özgür bir zihin. Bu özgürlük de ancak maddi kaygılardan uzak, düşünecek vakti olan insanlar için mümkündür.
Belki de Dücane Hoca, tam da bu yüzden haklı. Çünkü dürümünü hızlıca yiyip işe yetişmeye çalışan bir adamın, Stoacılık üzerine kafa yorması beklenemez.
Peki ya siz?
Felsefe yapmak için gerçekten özgür müsünüz, yoksa gündelik kaygılar zihninizi esir mi almış durumda? Belki de cevap, bir sonraki yediğiniz yemekte değil, ona bakış açınızdadır.












