Renk Modu

Ankara Ziyareti ve Atamıza Ziyaret

Bazı yolculuklar, varış noktasından çok o noktaya nasıl vardığınızla hatırlanır.

Eşimle birlikte Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkmak için sabahın erken saatlerinde yola koyulduk. Planımız basitti: 06.19 trenine binecek, yaklaşık 09.30 gibi Ankara’da olacaktık. Fakat yolculuğun daha ilk dakikalarında planlarımız değişmeye başladı.

06.19’da gelmesi gereken tren, ancak saat 09.00 civarında istasyona gelebildi. Nihayet trene bindik ve “Artık yola çıktık.” diye düşündük. Ancak bu kez de tren arızalandı. Bir süre bekledikten sonra başka bir trenle yolumuza devam etmek zorunda kaldık.

09.30 civarında Ankara’da olmayı planlarken, şehre indiğimizde saat 13.00’ü bulmuştu.

Yorgunduk. Yol uzamış, beklemeler ve arıza bizi fazlasıyla yormuştu. Ama niyetimiz yerindeydi. Bütün bu aksiliklere rağmen Ankara’ya ulaşmış olmanın ve Atamızı ziyaret edecek olmanın heyecanını taşıyorduk.

İlk işimiz otelimize yerleşmek oldu. Ardından karnımızı doyurmak için uygun fiyatlı, yerel ve gerçekten lezzetli bir lokanta bulduk. Karnımızı doyurduktan sonra üzerimize çöken yorgunluk daha da belirginleşti. Anıtkabir’e yürümeyi göze alamadık ve taksiyle yola çıktık.

Anıtkabir’de

Anıtkabir’e vardığımızda bütün yol yorgunluğunu bir kenara bıraktık.

Orada yaşadıklarımı anlatmak gerçekten kolay değil.

Bize bağımsızlığımızı, Cumhuriyetimizi ve çağdaş bir Türkiye’nin temellerini atan Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda olmak; sevinç, gurur, hüzün ve minnetin aynı anda yaşandığı çok farklı bir duyguydu.

Orada yalnızca bir anıtı ziyaret etmiyorduk. Bir milletin yeniden ayağa kalkışının, bağımsızlık mücadelesinin ve Cumhuriyet’in simge isimlerinden birinin huzurunda bulunuyorduk.

Minnetimizi ve teşekkürümüzü sunduk.

Atatürk’ün ardından İsmet İnönü Paşa’nın da kabrini ziyaret ettik. Ona da saygımızı, minnetimizi ve teşekkürümüzü sunduk.

Buradan bir kez daha Atamız Mustafa Kemal Atatürk’e, İsmet İnönü’ye ve bağımsızlığımız için mücadele eden tüm şehitlerimize ve gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum.

Hacı Bayram Veli’de Farklı Bir Gece

Akşam saat 20.00 civarında Hacı Bayram Veli Türbesi’ne gittik.

Burada kendi açımdan önemli bir şeyi açıkça ifade etmek istiyorum. Ben herhangi bir dini inanca sahip biri değilim; kimsenin şeyh ya da peygamber olduğuna da inanmıyorum. Bu nedenle oraya giderken de belirli bir inanç beklentisi içerisinde değildim.

Fakat orada hissettiğim şey benim için oldukça farklıydı.

Bambaşka bir atmosfer vardı.

Orada inanılmaz derecede farklı bir enerji hissettim. Bunun ne olduğunu açıklayamıyorum. Üstelik bunu orada yatan kişinin kendisinden kaynaklanan bir durum olarak da düşünmüyorum.

Bir enerji kaynağı mıydı?

Bir tür kolektif bilinç miydi?

Bir portal ya da başka türlü bir şey miydi?

Bilmiyorum.

Adını koyamadığım, açıklayamadığım bir histi. Belki tamamen mekânın atmosferiyle, tarihle, insanların yüzyıllar boyunca orada bıraktığı duygularla veya benim o anda içinde bulunduğum ruh hâliyle ilgiliydi.

Ama ne olursa olsun, değişikti.

Enteresandı.

Ve bende bir iz bıraktı.

Bazen insanın yaşadığı bir şeyi açıklaması gerekmez. Bazı deneyimler yalnızca yaşanır ve insanın zihninde bir soru işareti olarak kalır. Hacı Bayram Veli’de yaşadığım duygu da benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu.

Ankara’da Bir Gün Daha

Yarın Ankara Medeniyetler Müzesi’ni ve Atatürk ve Cumhuriyet Müzesi’ni ziyaret edeceğiz.

Ardından yeniden Anıtkabir’e uğrayıp Atamıza veda ederek evimize dönüş yoluna çıkacağız.

Ama bu benim için bir veda olmayacak.

Bir “görüşürüz” olacak.

Çünkü Ankara’da görmek istediğimiz daha çok yer, öğrenmek istediğimiz daha çok şey ve yaşamak istediğimiz daha çok an var. Bu nedenle şimdiden daha fazla zaman ayırarak en kısa sürede Ankara’ya yeniden gelme kararıyla ayrılacağız.

Belki bu kez trenimiz zamanında gelir.

Belki hiçbir arıza yaşamayız.

Belki de yine türlü aksiliklerle karşılaşırız.

Ama artık biliyorum ki bazı yolculuklarda önemli olan yolda yaşanan aksilikler değil, yolun sonunda kalbinizde ne kaldığıdır.

Trenin rötarı, arızası, uzun bekleyişler ve yorgunluk…

Hiçbiri bu günün güzelliğini gölgeleyemedi.

Çünkü biz bugün Ankara’ya yalnızca bir şehri ziyaret etmek için gelmedik.

Atamızı ziyaret ettik.

Saygımızı, minnetimizi ve teşekkürümüzü sunduk.

Ve Ankara’dan, yeniden gelmek üzere ayrılmaya hazırlanıyoruz.

Veda değil / Teşekkür

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Tüm hakları saklıdır © www.kamilgunduz.com.tr