Atatürk’e Düşmanlığın Gerçek Sebebi Nedir?
Son günlerde sosyal medyada ve sokaklarda Atatürk’ün adını duyduklarında adeta uyuz krizi geçiren, köpüren, hırlayan küçük bir güruh yine sahneye çıktı. Çok bağırdıkları için kalabalık sanılıyorlar ama tarih boyunca olduğu gibi bugün de azınlıktalar. Onların sesi yüksek çıkıyor, çünkü kuyrukları sıkışmış durumda.
“Rakı içerdi”, “laiklik getirdi”, “halifeliği kaldırdı”, “şapka giydirdi” diye sıraladıkları bahanelere aldanmayın. Bunlar sadece perde önü laflar. Asıl mesele çok daha derin ve çok daha kişisel.
Kaybedilen Ayrıcalıkların Öfkesi
Yüzyıllarca bu topraklarda Türk milleti üç kıtada at koşturup kanıyla, canıyla devlet kurarken; bir kısım insan tekkede, zaviyede miskin miskin yatıyor, vergiden muaf tutuluyor, “şeyh uçmuş, gavs suda yürümüş” diye halkı hurafelerle oyalayıp aradan sıyrılıyordu. Kimisi ümmetçilik maskesiyle, kimisi yabancı devletlerin himayesiyle emeksiz, bedelsiz bir hayat sürüyordu.
Mustafa Kemal Atatürk geldi ve bütün bu ayrıcalıklı düzeni kökünden bozdu.
– Tekke ve zaviyeleri kapattı,
– Vergi muafiyetlerini kaldırdı,
– Hurafeleri değil aklı ve bilimi esas aldı,
– “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dedi.
İşte düşmanlık tam burada başlıyor: Atatürk’e değil, kaybettikleri saltanata, imtiyaza, kolay hayata öfkeliler.
Bilgiye ve Eğitime Düşmanlık
Atatürk sadece bir devlet kurmadı; modern bir millet inşa etti. Kendisi “Başöğretmen” oldu. Elinde tebeşirle köy köy, kasaba kasaba dolaşıp harf devrimi yaptı, okuma-yazma seferberliği başlattı.
Türk Dil Kurumu’nu, Türk Tarih Kurumu’nu kurdu. Zorunlu eğitimi getirdi. “Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” diyerek geleceği öğretmenlere emanet etti.
O ana kadar “falanca evliya ateşten geçmiş, filanca türbeden şifa bulmuş” diye halkı uyutanlar birden işsiz kaldı. Bilgi hurafenin en büyük düşmanıydı çünkü.
2025 yılına geldik, hâlâ “okumuşun şerrinden Allah’a sığınırım” diye konuşanlar var. Akıllı tahtaya şapkalı harf yazamayanlar elbette okuyanı, öğreteni, bilimi sevmez. Atatürk’ü de sevmez.
Kadın Hakları ve Kırılan Teker
Bir de kadın meselesi var tabii…
Eskiden “dört taneye kadar” keyfine göre seçmek çok kolaydı. Atatürk geldi, 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdi. Artık bir tane seçmek zorundalar… Onda bile başarıları ortada.
Yüzüne bakmamak için önden yürüyenler, şimdi dönüp bakanların da kendilerini değil başkalarını seçtiğini görünce iyice çıldırıyor. Elbette Atatürk’e düşmanlar; çünkü en büyük darbe kadın-erkek eşitliğinden geldi.
Türk ve Atatürk Alerjisi
Bu kesim “Türk” lafını duyduğunda bile geriliyor. Sebebi basit: Türk’ten rahatsız olan, doğal olarak Türk’ün Ata’sından da rahatsız olur. Türk Milleti’nin birliğini, beraberliğini hatırlatan her şey onları rahatsız ediyor.
Sonuç: Tarihî Bir Hesaplaşma
Bugün Atatürk’e saldıranların derdi aslında tarihî bir hesaplaşmadır:
– Cehaletin bilgiye,
– Ayrıcalığın eşitliğe,
– Saltanat özleminin Cumhuriyete karşı isyanıdır.
Korkmayın;
Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet, onların köpürmesiyle, havlamasıyla sarsılacak bir yapı değil. Tam tersine her saldırı daha çok kök salmasına vesile oluyor.
Ne demişti Atatürk?
Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Ve öyle de oluyor.
İyi ki varsın Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
İyi ki varsın Türkiye Cumhuriyeti.













Öncelikle merhaba teşekkür ederim. Senin yazını okuyana kadar. Bunların vergiden, askerlikten muaf tutulduklarını bilmiyorumdum yarım saattir araştırıyorum doğruymuş şaştım kaldım iyide neden kimse bunlardan bahsetmiyor anlamış değilim.
Medya güç bunlarda manipüle etmeyi de iyi biliyorlar. Ben sessiz çoğunluğun sesiyim ama çok az kişiye ulaşabiliyorum.
Bir millet düşün kurucu liderine bu kadar saygısızlık yapsın bu utanç bu millete yakışmıyor.
Merhabalar Kamil Bey.
Yüce Önder Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü dinci yobazlar elbette sevmezler. Siz zaten sevmeyenleri ve neden sevmediklerini bir bir anlatmışsınız. Bir de dindar cahiller var. Bunlar tarikatçı yobazların etkileri altında kalıyorlar ve Atatürk’ü anlamadan dinlemeden sevmiyorlar. Bu dindar cahillere el atılsa, bunlar Atatürk’ü bırakın sevmemeyi bağırlarına basarlar. Ama maalesef durum böyle. Bizler de çok üzülüyoruz bu duruma. Atatürk’ü ilke ve inkılapları için sevmiyorlar. Kılık kıyafet devrimi, harf devrimi, saltanatın ve halifeliğin kaldırılması. tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ve Türk Kanunu Medenisi, laiklik vs.
Ve Atatürk’ü sevmeyenlerin de sırtlarını dayadıkları bir yer var. Orası da iktidar. Atatürk’ü sevmeyenler buludukları ortamlarda yavaş yavaş seslerini yükseltirken, orada bulunanlar hemen bunların seslerini kesecekler. Eğer sessiz kalınırsa, onlar bu sessizlikten güç alıp daha ileri giderler.
Bu yararlı ve anlamlı blog yazınız için kaleminize, emeğinize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.
Selam ve saygılarımla.
Değerli yorumunuz için gönülden teşekkür ederim. Atatürk gibi bir değerin doğru anlaşılması ve anlatılması konusundaki duyarlılığınızı büyük bir takdirle okudum. Düşünceleriniz, hem yazıma hem de bu konuda gösterdiğimiz ortak hassasiyete güç kattı.
Atatürk’ün ilke ve devrimlerini anlamak, yalnızca geçmişi değil, bugünümüzü ve geleceğimizi de aydınlatır. Sizin gibi bilinçli ve duyarlı insanların katkıları, bu değerlerin yaşaması açısından çok kıymetli.
Nazik sözleriniz, güzel dilekleriniz ve içten yaklaşımınız için tekrar teşekkür eder; size selam ve saygılarımı iletirim.