Bir Tabak Yemek, Bir Tutam Beyaz Saç

Bu akşam altı aydır birlikte çalıştığım bir arkadaşım aradı.

“Kamil abi, akşam yemeği benden. Ben ısmarlıyorum, hadi gel yemek yiyelim.” dedi.

İtiraz ettim tabii.

“Olur mu öyle şey, bu akşam yemekler benden.” dedim.

Önce şaşırdı, sonra gülerek “Tamam abi, senden olsun.” dedi.

Ne büyük sofralar kurduk ne de lüks bir restorana gittik. Birbirimize ısmarlayacağımızı söylediğimiz yemek, fabrikada çıkan personel yemeğiydi. Yemeğimizi aldık, masamıza oturduk. Nedendir bilinmez, arkadaşımın yüzüne daha dikkatli baktım… Saçları gözüme çarptı. Bembeyazdı.

Dayanamadım, sordum:

“Saçlarını boyuyor muydun? İşe girdiğinde bu kadar beyaz değildi sanki…”

Acı bir tebessümle baktı.

“Yok abi… Stres.” dedi.

O an sustum. Çünkü bazen insan gerçekten susmalı.

Konuşuyorduk zaten… Dertleşiyorduk, sıkıntılarımızı biliyorduk. Ama anladım ki dinlemek yetmiyor. Bazen başka bir gözle bakmak gerekiyor. O beyaz saçlar, bana aylarca anlatılan ama tam olarak hissedilemeyen her şeyi tek başına anlattı.

Bu Ülkede Saçlar Neden Erken Beyazlıyor?

Bu ülkede emekliler, açlık sınırında maaş alıp açlık sınırının altında yaşıyor.

Asgari ücretle çalışanlar, yoksulluk sınırının altında maaş alıp yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Ve bu iki kesim, nüfusun yarısından fazlasını oluşturuyor.

Bu insanlar “kötü yönetilen bir ekonominin” istatistikleri değil; geceleri uykusuz kalan babalar, çocuğuna harçlık veremediği için başını öne eğen anneler, yarını düşünmekten bugünü yaşayamayan gençler.

Binlerce insanın saçı bir anda ağarıyor. Binlercesi depresyonla boğuşuyor. Ve evet, binlercesi intiharı düşünüyor.

Bu bir abartı değil. Bu, görmezden gelinen bir gerçek.

Başkalarının Acısına Üzülüyormuş Gibi Yaparak Kendi Evimizdeki Acıyı Gizlemek Görmezden Gelmek

Yanlış anlaşılmasın… Elbette dünyada kimse açlıktan ölmesin. Elbette Filistin’de, Afrika’da, dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan acılara kayıtsız kalmayalım.

Ama insan şunu sormadan edemiyor: Kendi ülkesinde insanların yarısı açlık ve yoksullukla boğuşurken, kendi komşusu çaresizlikten tükenmişken, buna üzülmeyen bir yönetim gerçekten başkalarının acısını samimi şekilde hissedebilir mi?

Bu, acılara üzülmek değil; acıyı kullanmaktır.

İnsanların vicdanını, duygularını, inançlarını sömürmektir.

Kendi evinde yangın varken uzaktaki yangına koşmak; aslında o yangını söndürmek değil, kendi ülkesindeki, kendi evindeki yangını görünmez kılmaktır.

Asıl Sorumluluk Kime Ait?

Ama en acı gerçek şu: Bu düzen 23 küsur yıldır sürüyorsa, bu yaşananlar tesadüf değilse ve hâlâ aynı anlayışta ısrar ediliyorsa…

Sadece yönetenleri değil; onları seçen, destekleyen ve sessiz kalarak bu düzene ortak olanları da konuşmak zorundayız.

Kimse bu yaşananları “hak etmiyor”. Ama sorgulamayan, itiraz etmeyen, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyen bir toplum, aynı acıları defalarca yaşamaya mahkûm oluyor.

Cennet Gibi Bir Ülkede Neden Bu Kadar Yorgunuz?

Bu ülke fakir değil. Bu topraklar verimsiz değil. Bu insanlar tembel hiç değil.

Peki o zaman neden bu kadar yorgunuz? Neden bu kadar mutsuzuz? Neden saçlarımız bu kadar erken beyazlıyor?

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: “Cennet gibi bir ülkede neden cehennemde gibi yaşıyoruz?

Umarım bir gün; insanların saçlarının stresten değil, yaşanmış güzel yıllardan beyazladığı bir ülke oluruz.

Umarım aklımızı başımıza alırız. Ve umarım gerçekten çağdaş, müreffeh ve adil bir ülke olmayı başarırız.

Resim temsilidir

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Umut Saçar dedi ki:

    Yazıyı okurken insan ister istemez durup kendi hayatını düşünüyor. Bir tabak yemeğin bile artık ne kadar çok anlam taşıdığı, beyazlayan saçların sadece yaşla değil yükle de ilgili olduğu çok sade ama çarpıcı anlatılmış. Abartısız, samimi ve içten bir yazı olmuş. Okuyup geçilmiyor; akılda kalıyor, insanın içine dokunuyor. Eline sağlık.

  2. Kamil Gündüz dedi ki:

    ‎İnsanın kendi hayatından bir kesiti, yine kendi hayatından birini konu alarak yazması gerçekten çok zormuş. İsmini ve kimliğini belirtmeden yazsamda, bu değerli arkadaşımdan izin aldım ve onayını alarak kaleme aldım. Zorsun be dünya.

Tüm hakları saklıdır © www.kamilgunduz.com.tr